Spor haberleri,spor,tüm sporlar,yeni sporlar,atletik sporlar,doğa sporları

Spor,sporlar,spor haberleri,yeni sporlar,eski sporlar,etkin sporlar,dövüş sporları

Archive for September, 2007

Şimdi Karar Zamanı

Sep-29-2007 By admin

Fenerbahçe’ nin ligdeki sıkıntılarının giderilmesi için, ön alanda pres koymayı artık öğrenmesi ve bunun nitelikli bir şekilde gerçekleştirilmesi için de basan ve adam eksiltebilen iki kanat oyuncusuna ihtiyaç olduğunu Bursa maçı yazısında söylemiştik.

Bir yanılgı yaşamışız. Mevcut kadro da bu işi yapmak için yeterliymiş. Ankaragücü maçı bunu net olarak ortaya koydu. Futbolcular biraz kıpırdanıp pres koymaya başlayınca ve tabi bu işi organize bir şekilde yapınca ligin iyi takımlarından birinin karşısında 7 net pozisyon bulundu artı rakibe tek pozisyon verilmedi. Bu da, kısa vadeli kaygılarımızı bir kenara bırakırsak, takımın her geçen gün daha iyiye gittiğini hatta biraz daha iyimser bir gözle bakarsak, yakın bir zaman sonra yıllardır özlediğimiz bir takımı sahada görebileceğimizi gösteriyor.

Telafisi çok zor puan kayıpları yaşasa da, galibiyetler serisi alabilirse takım, tekrar daha iddialı bir konuma gelecektir. Ankaragücü maçı umarım futbol doğrularının ne olduğunu çok iyi bir şekilde anlatmıştır futbolcularımıza. Bu doğru oyun alınacak iyi sonuçlarla beslenirse, daha hızlı bir gelişme sağlayacaktır takım.

Birbirine yakın oynayabilen, rakibi özellikle 2. ve 3. bölge de bozabilen, böylece gücünü de ekonomik olarak kullanabilen bir takıma çok yakın F.B. Zico ile büyüyen bir FB izlemeye düşünüldüğünden daha yakın olabiliriz gerçekten..

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

İnter maçı tesadüf değildi.. Dünkü maç da değil bence..

Klasik olarak İnter’in ve Bursa’nın farklı oynadığı dolayısı ile takımımızın saha içindeki reflekslerinin her iki maçta farklı olduğunu söyleyelim. Bazılarının İtalya’ nın FB si olarak yorumladığı İnter’ i yenmek elbette önemli iş ama rakibin oyun yapısının ve elbette bunun bir Ş. ligi maçı olmasının o maçtaki oyunu etkilediği kesin.

Ligimizde ise maalesef oyunun kuralları farklı. Bu ligde başarılı olmanız için yapılması gereken bir iki basit hamle var aslında ki bunların önemli bir bölümü iki senedir yapılmıyor. Geçen seneki şampiyonluğun 70 puanla elde edildiğini düşünürsek aslında sorunlarımızın geçen yıldan bu yıla sirayet ettiğini söylemek herhalde yanlış olmaz.

Bunlardan bazıları:

1- Duran top etkinliğimiz kalmamıştır.
2- Önde basan ve birebirde etkili kanat oyuncumuz kalmamıştır. (Geçen sene bu işi yapan Tuncay vardı.)
3- Topla birlikte ileriye doğru katedebilecek orta saha oyuncumuz şu ana kadar yoktur.. Yine bu işi biraz yapabilen Appiyi beklemekten başka çare yok..

Dolayısı ile takımımız rakip hücumlarını ancak kendi 18 i civarında hatta bazen ceza sahası içinde bertaraf edebilmekte, bu da hücum etmek için katetmemiz gereken mesafeyi arttırmakta, ve hücumda çoğalamamamıza neden olmaktadır. Durum buyken forvet sayısının artmasının bir işe yarayacağına inanmıyorum.. İhtiyacımız olan önde basabilen ve birebirde adam eksiltme özelliği olan iki kanat oyuncusu ve topla katedebilen bir orta saha oyuncusudur bence.. Ki bu da GS nin bizden temel farkıdır şu anda.. Arda-Sabri-Lincoln..

Bursaspor: 1 Fenerbahçe : 1
Stat: Atatürk
Hakemler: Hüseyin Göçek, Bülent Gökçü, Kemal Yılmaz
Bursaspor: Vega, Egemen(Dk. 77 Jason ), Ömer, İsmail, Mustafa, Sumulikoski, Cihan, Sinan, Veli(Dk. 66 Bekir Ozan), Yenal(Dk. 80 Eren), Tum.
Fenerbahçe: Volkan, Lugano, Roberto Carlos, Vederson (Dk. 86 Uğur), Aurelio, Önder(Dk.61 Gökhan), Alex, Semih, Deniz(Dk. 61 Collin Kazım), Edu, Deivid.
Goller: Dk. 56 Tum (Bursaspor), Dk. 63 Semih (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 21 İsmail, Dk. 69 Mustafa, Dk. 86 Tum (Bursaspor), Dk. 51 Alex, Dk. 58 Deniz, Dk. 69 Lugano, Dk. 72 Aurelio (Fenerbahçe)
Serhat Aydoğmuş
24 Eylül 2007

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Tebrikler, FB’yi Avrupa kupalarında hiç böyle görmemiştim… Burada birkaç Fenerli arkadaşı ikna edememiştim. Yine ikna oldular mı bilmem? ŞL ön eleme kuraları çekilirken, kim gelirse gelsin fark etmez FB’ nin elemesi gerektiğini söylüyordum. Benimle dalga geçiyorlardı. Rüya mı görüyorsun diye. İyi kura çekerse gruplara kalır diyorlardı. İyi de kura çekti ve gruplara kaldı. Bu FB’nin gruptan çıkması hatta bir tur daha atlaması gerekir (Mantıken kadro yapısını ve imkanlarını düşününce). Fakat iş bilinçte, korkmamakta, cesur oynamakta ve en önemlisi kendine güvenip, rakibi sıradan bir takım gibi görmekte. Dün FB bunu yaptı ve kazandı.
Elbet dediklerim olmayabilir, süprizler olabilir, FB bir daha puan almayabilir de ama işin mantığı ve olması gerekeni bu değildir. Yine aynı arkadaş grubumda ve burada diyorum ki GS bu sene UEFA’da yarı final, en azından çeyrek final oynar diye, ama aynı tavır. Kulüplerimiz ve futbol camiası ne zaman mantaliteyi değiştirecek ve futbolun 11′e 11 oynanan bir oyun olduğunu anlayacak, o zaman başarılar yavaş yavaş gelecek. Savaşan kazanır. Rakip kim olursa olsun savaşırsan, hata yapmazsan, kazanırsın. Rosenborg bile Chelsea’den puan çıkarıyor. FB deplasmanda niye İnter’i CSKA’yı PSV’yi yenmesin, neyi eksik, tesisleri mi ? Oyuncuları mı? Parası mı? Stadı mı? Taraftarı mı? Güvenmek ve kazanmayı beklemek gerek. FB bu gruptan çıkar, GS yarı final oynar, Bunun aksi süprizdir benim için. Çünkü rakiplerinin kadroları ile bizimkilerin kadroları arasında (Bu hedeflere ulaşmaya yönelik) devasa farklar yok. Küçük nüanslar varsa bile onlarıda savaşarak aşacaklardır. Daha büyük hedefler için bir kaç kaliteli takviye yeterli olabilir. Milan’a, Baça’ya Real’e,Chelsea’ye, Bayern’e rakip olabilmek çok uzak değil… Monaco’nun ŞL finalini oynaması, Porto’nun ŞL kupasını alması, CSKA’nın Uefa’yı alması, Sevilla’nın Uefa’yı alması gibi, bu başarılar bize de uzak olamamalı, özellikle bu takımlardan hiçbir eksiğimiz yok.

Bekir Kalaycı
20 Eylül 2007 - Denizli

Fenerbahçe’nin lige başlangıç performansı hepmizi fazlasıyla sıkmıştı bu sene , rakiplerde attıkça çoşunca iştahımızı yitiriyorduk neredeyse . Ben şahsen dün akşam öncesinde mantıklı düşününce umutsuzdum ama kalbim farklı düşünüyordu tabi . Dün akşam sahaya çıkan takım tüm bunların bileşkesini yansıttı sahaya ;akıl,mantık,kalp,ruh,enerji ve hepsinin sonucunda galibiyet ve üç puanlı güzel bir başlangıç devler ligine …

Birkere şu bir gerçek ki Fenerbahçe kazıya kazıya Avrupa’da ilerliyor ve mesafe kat ediyor , bizim gibi toplumlarda buna tahammül olmasa da , her sahaya çıktığında rakiplerin kim olduğunu önemsemeden , hep 5 atsak her kupayı kazansak hayali ve gazı bol olsa da , sağlıklı düşünürsek FB’de ki bu değişimi farkedeceğiz . FB dün akşamki galibiyetle bu gruptan çıkmayı garantilemedi , belki çıkmayabilir de ( dün akşamki oyununu standartlaştırısa kesin çıkar da ) ama şunu hatırlayınız ki bu takım son yıllarda hem de Ş.L’de devlere gol atmayı ve yenmeyi başarıyor ( Alman Shalke’ Hollandalı PSV, İngiliz Manchester United, İtalyan İnter ) bu önemli ve dikkate değer bir yol kat etmedir , buna dikkat çekmek gerekir . Ön eleme maçlarını da geçen seneki D.Kiev kazasını saymazsak geçiyor , Avrupa maç grafiğinde galibiyet yüzdeleri yavaş yavaş yükseliyor … Bunların hepsi ancak bir galibiyet sonrası ve aklıselim düşününce belki bizim de dikkatimizi çekiyor ( iğne çuvaldız olayı ) . Umarım bol keseden populerite kaygısı uğruna sallayan, desteksiz atan basınımızın kalemşör arkadaşları için de bu bir milat yaratabilir .

Dün akşama gelirsek , Ben İnter ile ilk maçın burada olmasını bir avantaj olarak görmekteydim kuraları ilk duyduğum gün, ki yanılmadım. Sebebide şu : Birincisi İnter İtalya’nın büyükleri içinde en istikrarsız ve yıldızlara dayalı felsefesi olan takımı , ikincisi geçen seneki müthiş sezonuna rağmen Ş.L’de başarılı olamamış bir takım , üçüncüsü İtalyan takımları deplasmanda kiminle oynarlarsa oynasınlar futbol kültürleri gereği daima kontrollü ve sağlam oynamaya çalışır, hücumu ancak kontra atakalarda düşünür, rakibi baskı altına almazlar , yakaladıkları nadir pozisyonları atmak isterler… Ben tüm bunların FB için bir avantaj olacağını düşünmüştüm, özelliklede üçüncüsünün . Dün akşam FB’nin oyuna bu kadar çok hakim olması, defansla forvet arasındaki alanı daraltabilmesi, ayağa ve etkili paslarla oynayabilmesi, en önemliside oyuna böyle başlama şansını yakalayıp dakikalar geçtikçe güven ve cesaret bulması, bize dün akşamki neticeyi getirdi . Bence bu sonuçta İnter’in oyun anlayışı ve mücadelesininde önemli katkısı vardı. Yani Zico, Alex, Devid vd. kadar Manchini’ye de teşekkür etmek gerekir . Deplasmanda asla böyle bir İnter olmayacağına emin olabiliriz şimdiden .

Dün akşam oynanan futbol ve alınan sonuç bence taraflı tarafsız herkesin takdirini gördü , FB galibiyeti fazlası ile hak etti , öyle bir futbol oynadı ki parmak ısırttı . Bundan sonra asıl önemlisi bu oyun anlayışını kadro ve rakip değişikliklerine rağmen gerek ligde gerekse de Avrupa’da uygulamaya çalışmaya devam etmesi , özellikle bu dikkat , konsantre ve mücadeleli oyununu sürdürmesi dileği olacaktır . Alınacak sonuçlardan daha önemli beklenti bence bu olmalıdır ki , burada derin şüphelerim olduğunu belirtmeliyim .

Dün akşam ki oyuna dair en dikkatimi çeken ve bize maçı kazandıran en büyük özelliklerden biri olduğunu düşündüğüm bir konu var ki dikkat çekici . Sahada yer alan Fenerbahçeli 12 oyuncudan kaleci Volkan ve Deniz hariç tamamı kaleye gol vuruşu yaptı , hemde birkaç kez . Edu ve Lugano’nun kaleyi yalayan kafa vuruşları , Önder’in uzaktan yoklayışı , Vederson’un isabetsizde olsa vuruşları , Carlos’un direkte patlayan bombası size bunları hatırlatacaktır . Bu maçın kazanılması için gerekli olan golü tüm takımın düşündüğünün önemli göstergesi , galibiyete olan isteğin ve açlığın işaretidir . Ayrıca FB dün akşam belkide bir Avrupa maçında rakip kaleye atılan kendi şut rekorunu bile kırmış olabilir ki bu çok önemli bir zihinsel evrimin göstergesidir . Ama dediğim gibi umarım bunun devamı gelir, yoksa tek maçlık oyunlar mazide bir hoş , ilerlenen yolda kaldırıma konulan bir parke taşından öte birşey olmuyor . Bu sezon sonuç almak için her maçı en az bukadar dikkatli ve istekli oynamalıyız . Sonuç alırız almayız o ayrı ama en azından UEFA’yı mutlak garantilemeliyiz.

Ayrıca maç sonu yapılan röportaj ve açıklamalrında dün akşamki sonuç hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum . Zico , Rize ve İnter arasındaki oyun farklılıklarına sebep olarak birinin Türk Ligi , diğerinin Ş.Ligi olduğunu söyleyerek açıkladı ki bu bence ligde yine hüsran sonuçları bekleyebileceğimiz anlamı taşıdı . Zico’nun da önceliği ve konsantrasyonu futbolculala birlikte tek hedefe yani Avrupa’ya kaydırdığı anlaşılıyor ki bu hoş değil . Avrupa’da devamlı olabilmek için ligde devamlı başarılı olmak zorunluluğu olmalı ve oyun devamlılığını liglerimizde pekiştirmeliyiz . Kadro derinliğini ve oyun konsantrasyonunu sağlamada en büyük görev Zico’ya düşüyor , bu dengesizliği biran önce gidermelidir . Fenerbahçe’nin her platform da hedefe dönük oynaması , özellikle lig için vazgeçilmezdir .

Alex ve Deivid dün akşam muhteşem oynadılar ve bu oyunlarını muhteşem bir golle tamamladılar .Özellikle Alex’in oyunu parmak ısırtacak cinstendi, böyle oynasın Brezilya milli takımına yeniden gider ve transfer de olur , ama böyle oynar mı ? Böyle koşar, böyle yardımlaşır, böyle sorumluluk herzaman alır mı bilmem ! Ben Alex’in muhteşem futbolunu seyrettğim için kendimi mutlu hissediyorum , Alex bu takımın kadrosunda olduğu müddetçe her ne şartta olursa olsun Onsuz bir FB onbirinin olmayacağı ortada . Birde onu kaptan yaparak performansını yükselten, sorumluğu yükleyen hoca ve yönetimi de kutlamak gerek . Deivid içinde söylenecek çok şey var ama önce şunu yapalım; geçen sene onun için söylenmedik laf bırakmayıp konuşanların önce bir kendilerini sorgulamalarını söyleyip ondan özür dilemeleriyle başlayalım . Son maçlardaki gerek mücadelesi, gerek futbolu ile takımın vazgeçilmezi oldu , bu gidişle onu takımdan kesmek mümkün değil , dün akşam Zico bile kıyamadı ona . Deniz içinde aynı durumlar geçerli , müthiş özverili ve yararlı oynuyor , ona demedik lafı bırakmayanlara duyrulur . Gerçi dün son 10-15 dakikada acayip yoruldu ve pas hataları yapmaya başladığında Zico’nun değiştirmesi lazımdı , ola ki kaptırdığı bir top gol olsa bir çuval incir berbat olabilirdi , akşama dair tek eleştirimde bu olacak .

Sonuç olarak bravo FENERBAHÇE ! müthiş bir başlangıçla içimizdeki kaos ve futbol iştahsızlığımıza bir set çektin , yüreğmizi kabarttın iştahımızı açtın , hoşgeldin . Lütfen aynı istikrarla devamı gelsin , galip gelmen önemli değil hep böyle oynamaya çalış yeter .

Stat: Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu
Hakemler: Luis Medina Cantalejo , J.C. Yuste Jimenez , Antonio Artero Gallardo (İspanya)
FENERBAHÇE: Volkan Demirel , Önder , Lugano , Edu , Roberto Carlos , Deniz , Alex, Aurelio , Vederson , Kezman (Semih dk. 67 ), Deivid
INTER: Julio Cesar , Zanetti , Lopez, Samuel , Maxvell , Stankoviç, Dacourt (Jimenez dk. 70 ), Cambiasso , Solari (Figo dk. 57 ), Suazo (Crespo dk. 72),
GOL: Deivid (dk. 43)
Sarı Kartlar: Önder, Lugano, Deivid (Fenerbahçe), İbrahimoviç, Samuel, Jimenez (Inter)

FENERBAHÇE INTER
1 Gol 0
3 Sarı kart 3
0 Kırmızı kart 0
7 Kaleyi tutan şut 2
17 Toplam şut 6
21 Yapılan faul 19
4 Korner 11
2 Ofsayt 0
29′ 49” Topa sahip olma süresi 25′ 30”
53% Topa sahip olma yüzdesi 47%
Not: Grubun diğer maçında da PSV - CSKA Moskova’yı 2-1 yendi .
Şeref Solmazer
20 Eylül 2007

PERSONEL, OYUNCU İLE İLETİŞİM

Sep-10-2007 By admin

Yardımcı Personel, Medya ve Oyuncu İletişimleri

Yardımcı Personel

Kulübünüzdeki yardımcı antrenörler, doktorlar ve scoutlar(gözlemciler) kulüp başarısı için küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Hem de bunlara ödediğiniz yıllık maaş, oyunculara ödediğinizin yanında çok düşük kalır. Transfere büyük paralar harcayıp da yardımcı personeliniz özelliği düşük kişilerden oluşuyorsa ve tesislerinizi geliştirmek için hiç bir şey yapmıyorsanız, bence paranızı çar çur etmiş olursunuz.

Öncelikle oyuncu yeteneği ve potansiyelini tahmin etmekte usta olan çok iyi bir asistanınız olmalı. Asistanınız eğer iyiyse sizi pek çok konuda aydınlatacaktır. Transfer etmeyi düşündüğünüz oyuncuyu izleyerek size değerli raporlar sunar, transfer ettiğiniz oyuncularla sözleşme imzalarken o oyuncu ile sözleşme yapmanın kulübün menfaatlerine ne kadar uyup uymadığı hakkında fikirlerini sunar. Asistanınızın yüksek olması gereken diğer özellikleri de motivasyon, oyuncu kontrolü(man handling) ve taktiksel bilgidir. Taktikse bilgi, özellikle tatile çıktığınız zamanlarda asistanınız takımın kontrolünü ele aldığı için çok önemlidir.

Eğer asistanınız rezerv ve genç takımları da kontrol ediyorsa; taktiksel bilgi, gençlerle çalışma özelliklerinin yanında oyuncu değişikliklerini ne kadar doğru yaptığı da önemlidir. Bunu ayrı bir özellik olarak asistanınızın profilinden göremezsiniz, ama rezerv takımın oynadığı maçları takip ederek bulabilirsiniz. Eğer asistanınız, oyuncu değişikliklerini ve rotasyon olayını düzgün yapıyorsa size her an A takıma alıp rahatlıkla oynatabileceğiniz, maç pratiği olan oyuncular hazırlar.

Kadronuzda sınırlı sayıda, takımına göre 2-4 civarında physio(doktor) bulundurabiliriniz. Mümkün olduğunca paraya kıyıp alabileceğiniz en iyi physio’yu almaya çalışın. Eğer elinizde üç tane üst düzey pyhsio varsa, yönetiminiz izin veriyorsa dördüncüyü de alın.Kaliteli physio’lar, sakatlanan oyuncularınızı daha kısa sürede iyileştirirler ve sakatlık sonrası oyuncunun eski formunu kısa sürede yakalamasını sağlarlar. Örneğin, alt düzey bir physio ile 3 ayda iyileşen sakat bir oyuncu, kaliteli bir physio ile 1.5-2 ayda sahalara dönecektir.

Gözlemcilerin raporları oyunda gördüğüm kadarıyla çok da tutarlı olmuyor. Benim gözlemcilerimin beğenmediği bir çok oyuncu, daha sonra gelişme göstererek kaliteli oyuncular oldular. Bazen iyi oyuncuları gerçekten tahmin edebiliyorlar, ama benim oyunlarımda yanıldıkları daha fazla oldu. Ama gözlemcilerinizi kadronuzdaki oyuncularınızın gelişimini takip ederken kullanabilirsiniz. Gözlemcileriniz, izlettiğiniz bir oyuncu hakkında rapor verirken o oyuncu ile kadronuzdaki aynı mevkinin en iyi oyuncusunu karşılaştırırlar. Örneğin, A oyuncusunu izlettiniz diyelim. Gözlemci raporunda söyle diyecektir: “A oyuncusu kadromuzdaki aynı mevkinin en iyi oyuncunsu olan B’den iki kat daha kaliteli(twice better)”. Bir süre sonra yine B oyuncusunu izlettiniz ve gözlemcinin raporu şöyle: A oyuncusu oyuncusu kadromuzdaki aynı mevkinin en iyi oyuncunsu olan B’den daha iyi(a lot better)”. Bu, sizin kadronuzdaki oyuncunun gelişme gösterdiğini ve doğru antreman programı uyguladığınızı gösterir. Gözlemcilerinizin oyuncu potansiyelini ve yeteneğini tahmin etme özellikleri yüksek olsun.

Oyuncu ile iletişim (player interaction)

Oyunda direkt oyuncu ile konuşma fırsatınız yok, sadece maçlardaki takım konuşmaları ve medya aracılığı ile konuşabiliyorsunuz. Oyuncularınızın performanslarını övmekten çekinmeyin, kötü oynayan oyuncularınızı da motive edici konuşmalar yapın. Aynen gerçek hayatta olduğu gibi oyuncularınız ile sürekli irtibat halinde olun, oyuncu ve takım üzerinde gerçekten etkili oluyor; aynı zamanda sizin manager notlarınız da gelişiyor.

İyi Sonuçlardan sonra

Delighted(çok mutlu): Peş peşe gelen galibiyetlerden sonra, 8-9-9-10 gibi ratinglerle oynayan oyuncularınızı bu şekilde övün.

Pleased(memnun): Bir kaç maç üst üste galip geldikten sonra bunu kullanabilirsiniz.

Acceptable(kabul edilebilir): Bir oyuncunuz eğer 7-7-8-7 gibi ortalama oynuyorsa bu şekilde onu hem birazcık övmüş olursunuz, hem de çaktırmadan hafiften eleştirirsiniz daha iyi olabilirsin diye.

Kötü sonuçlardan sonra: Oyuncularınızı eleştirirken yıldız oyuncularınıza ve genç yeteneklerinize karşı daha toleranslı olun, onları küstürmeyin. Üst üste gelen mağlubiyetlerden ve beklenmedik beraberliklerden sonra aşağıdaki şekillerde oyuncularınızı eleştirebilirsiniz:

Below-par(ortalamanın altı): Süper yıldızınız, 7-7-7-7 gibi vasat oynuyorsa onu beklediğimin altında oynuyorsun diye ikaz edebilirsiniz. Diğer oyuncularınız 6-6-6-7 gibi ortalamalarla oynuyorsa özellikle mağlubiyetlerden sonra bu şekilde onları uyarabilirsiniz.

Disappointed(hayal kırıklığı): Oyuncularınız, özellikle de yıldızlarınız peş peşe kötü oynuyorsa bunu kullanın.

Deeply upset(çok üzgün): Oyuncularınızı en ağır bu şekilde eleştirirsiniz. Peş peşe mağlubiyetlerden sonra kullanabilirsiniz.

Oyuncularınız da sizin konuşmalarınıza medya aracılığı ile karşılık verecek, göreceksiniz uygun zamanda etkili konuşma yaparsanız takımınız üzerinde gerçekten pozitif yönde katkısı olacaktır. Diğer yandan, övme ve eleştirileri etkili kullanırsanız oyuncularınız sizin bu liderlik yönüne hayran kalarak sizi favori kişi olarak seçecektir. Ne kadar çok oyuncu sizi favori kişisi olarak seçerse, takımınızın performansı o kadar yüksek olacaktır.

Size bir tavsiye daha; yıldız oyuncunuz peş peşe kötü maçlar çıkarıyorsa hemen rezerv takıma ya genç takıma gönderin, bir kaç maç orada oynasın da ayakları yere bassın.

Medya aracılığı ile oyuncularınızla konuşmak

Bazen de medya bir oyuncuyu övüp sizin de fikrinizi alacaktır. Şu opsiyonları kullanabilirsiniz:

Don’t get carried away(hemen şımarmasın): Özellikle genç oyuncularınız ve daha fazlasını yapabileceğine inandığınız yıldız oyuncularınız için. Yüksek motivasyon sağlar.

Pleased and hope to maintain his form(memnunum ve formunun devamını bekliyorum): Genellikle oyuncuların performansını artırır.

First name on team sheet(her zaman ilk onbirde oynayacak): Bence çok sık kullanmayın, oyuncular baskı altına giriyor ve bazıları da formayı garanti görüp performansı düşüyor.